Phantom Blade Zero İnceleme
Ucuz Takipçi Satın Al uzman ekibi olarak hazırladığımız bu kapsamlı rehberde, sosyal medya dinamiklerini ve güncel büyüme stratejilerini ele alıyoruz.
Phantom Blade Zero PlayStation 5 inceleme kopyası, S-GAME tarafından Atarita’ya gönderilmiştir. Birbirinden güzel oyunlarla dolu bir 2026 yılını geride bırakmaya hazırlanırken, bu senenin en merak ettiğim oyunlarından bir tanesi olan Phantom Blade Zero’yu önceden deneyimleme şansına eriştim. Fragmanlarıyla beni adeta mest eden bu oyun, gerçek olamayacak kadar harika görünüyordu. Günün sonunda tekrar dönüp baktığımda Phantom Blade Zero, birçok eksik barındıran bir yapım olsa da S-GAME’in oyun sektörümüzdeki potansiyelini gözler önüne seren, ana oynanış dinamiklerini şahane bir biçimde işleyen harika bir oyun . Görünüşe göre uzun vadede bu stüdyonun ismini sıkça duyacağız diyerekten incelememize geçelim. Bolca ihanetli tanıdık bir tema bizleri özgün bir evrenle karşılıyor. Phantom Blade Zero’ya dair ilk tanıtım videosunu izlediğimde oyunun kesinlikle bir souls-like olduğunu düşünmüştüm. Evet, belki oynanış tarafındaki dinamikler klasik souls-like’tan ziyade daha çok hack and slash’in daha sofistike bir yorumlanmasını taşıyor gibi görünüyordu fakat gerek oyunun evreni gerek düşmanları derken her yönden bir souls oyununu andırıyordu. Yapımcıların çıkıp bu oyun bir souls-like değil söylemlerini görene kadar bu fikre inanmış ve bir souls sever olarak ekstra beklentiye girmiştim. Her ne olursa olsun Phantom Blade Zero, benim uzun zamandır ihtiyacım olan o oyundu . Detaylarını keşfetmenin ve sır perdelerini aralamanın keyifli olduğu gizemli bir evrene sahip olmasının yanı sıra bunu birçok oyunda bize eşlik eden tanıdık bir temayla işliyor. Yani bir nevi eski en yakın arkadaşın büyük düşmana dönüşmesi, bolca ihanet ve bir zamanlar yuva olarak gördüğümüz The Order’a karşı mücadelemiz. Oyunda Soul isimli bir karakteri kontrol ediyoruz ve Soul, aynı zamanda üstün güçleri de olan bir karakter. Karakterimizin tuzağa çekilip kalbinden ağır bir yara alması sonucunda gizemli bir şifacıyla karşılaşıyoruz ve karakterimizin yaşayacak yalnızca 66 günü kalıyor . Biz de şifayı bulmak adına bu macera dolu yolculuğa çıkıyoruz. Anlattığım kadarıyla oyunun hikâyesi sizleri pek çekmemiş olabilir çünkü en başta ben de böyle düşünmüştüm fakat oynadıkça fark ettim ki Phantom Blade Zero’yu ayıran kritik bir nokta daha var. Genelde hikâyeli oyunlarda eğer bize anlatılan öykünün kalitesi çok yüksekse oynanış nezdindeki bazı eksiklikleri görmezden gelmeye fazlasıyla meyilli oluruz. Phantom Blade Zero’da bu durum tam tersi. Oynanış noktası oyunun her noktasında akıcılığını, eğlencesini ve çeşitliliğini korumayı başardığı için beni hikâyenin içerisine fazlasıyla dahil edebildi. Yine de oyunun ana odağının oynanış tarafı olduğunun altını çizmek ve buna göre beklentiye girmek gerekiyor ki oyun bu konuda harika bir iş çıkarıyor. Phantom Blade’i standart zorluğunda oynadım. Oyun buna Pathbreaker ismi veriyor. Pathbreaker zorluğu hem mücadeleyi sonuna kadar hissettiren hem de beni hiçbir zaman oyundan sıkılacak derecede yormayacak şekilde tasarlanmış. Uzun lafın kısası deneyimlediğim zorluğu çok dengeli buldum . Phantom Blade Zero’nun bir souls benzeri oyun olmadığını biliyor olsak da oyunun soulslardan tanıdığımız birçok unsuru içerisinde barındırdığını söylemekte fayda var. Öncelikle kayıtlar etrafta bulunan çanlar aracılığıyla sağlanıyor ve bu çanlar gerçekten her yerde varlar. Eğer bir boss ile yüzleşecekseniz de mutlaka dibinde bulabiliyorsunuz. Çanların oyunun her yerine yayılması her şeyi çok kolaylaştırıyor çünkü herhangi bir hatada karakterinizi kaybederseniz mevcut konumunuza ulaşmanız saniyeler sürüyor. Aynı zamanda bu çanlar silah geliştirme, mağaza ve yetenek ağacı gibi görevleri de görüyor. Tabii bu kayıt sistemi sizi yanıltmasın çünkü oyunda kestiğiniz düşmanlar geri doğmuyor . Hatta öyle ki bazı boss dövüşleri çok uzun olduğu için ikinci faza geçtiğinizde başarısız olsanız dahi kayıt noktasından boss’a geri gittiğinizde direkt ikinci fazdan başlıyorsunuz . Dolayısıyla oyundaki mücadeleci yaklaşım genel oyuncu kitlesine hitap edecek şekilde kullanıcı dostu bir biçimde yedirilmiş. Yine de bazı boss dövüşlerini adil bulmadığımı ve gereksiz uzun sürdükleri için dövüşün sıkıcılaşabildiğini not düşmem gerekiyor ama bunların sayısı bir hayli az ve oyundaki dövüşler genel anlamda çok eğlenceli. Phantom Blade Zero, aksiyon konusunda oyuncuyu asla hayal kırıklığına uğratmıyor. İncelemeye başlarken S-GAME’in adını ileride sıkça duyacağımızı söylememin sebebi oynanış tarafında yarattıkları harikalar nezdindeydi. Phantom Blade Zero’nun animasyonlarından silah çeşitliliğine her şey çok büyük bir özenle tasarlanmış. Düşmanlar ile etkileşime girmek gerçekten bir düello içerisinde olduğunuz hissini fazlasıyla veriyor. Dövüş tarafı, birçok yakın dövüşlü aksiyon oyunundan alışkın olduğumuz üzere düşmanın ataklarını karşılayıp gardını kırmaya yönelik hamleler yapmayı önceliklendiriyor. Oyun bu konuda ustalaşmanız için her türlü kolaylığı da sunuyor. Yani aslında parry yapmak pek zor değil ve aksiyona acayip tat katıyor. Ben aksiyon nezdinde en çok oyuncuya sunulan silah çeşitliliğini beğendim . Oyunda hem sürekli kullandığımız ana silahlar hem de kayıt sonrasında belirli sayıda kullanabildiğimiz özel silahlar bulunuyor. Bu her iki kategori de oldukça çeşitli. Klasik silahlarımız bizim dövüş esnasındaki eşlikçilerimiz olduğu için burada oyun stilinizi yansıtan iki silahı bulmanız çok önemli çünkü dövüş esnasında düşmanın ataklarını karşıladıkça enerjiniz bitiyor ve enerjiyi yenilemek için hemen diğer silaha geçiş yapmanız gerekiyor . Dolayısıyla her iki silah slotunu da çok aktif bir şekilde değişimli kullandım. Tabii belirli iki silaha takılı kalmanızı asla tavsiye etmem çünkü oyundaki silahlar gerçekten çok eğlenceli. Hepsini dengeli kullanmakta fayda var. Özel silahların ise farklı amaçları bulunuyor. Örneğin ağır balta ile kalkanlı düşmanların gardını kırmanız çok daha kolay olmasının yanı sıra açık dünya içerisindeki zincirli bölgeleri de açabiliyorsunuz. Yine kalkan ile bubi tuzakları olan zindanlarda gezebiliyorsunuz. Uzun zincirli kılıçlar ile de belirli yerlere kanca atarak ilerleyebiliyorsunuz. Dolayısıyla Phantom Blade Zero içerisinde keşfedilebilir onlarca alan da bulunuyor ve bunların her birine ilk etapta erişiminiz olmuyor. Gerekli ekipmanları açtıkça geri dönüp bu alanları keşfetmeniz hem yeni yan görevleri tetikliyor hem de karakteriniz için birçok geliştirmenin önünü açıyor. Ayrıca yeni karakterlerle etkileşime girmek için de en ideal seçeneklerden oluyor. Ben oyunun aksiyon tarafına kelimenin tam anlamıyla bayıldığımı söylemeliyim. Hâl böyle olunca da herhangi bir yan aktivite ve dünyada geçirilen vakit dahi çok keyifli oluyor. Tabii bunda oyunun sunduğu aktivite çeşitliliğinin de payı var. Şundan bu kadar topla, şunu araştır mantığındaki can sıkıcı görevler de yok değil ama pek göze battıkları söylenemez. Genel anlamda düşman çeşitliliğinden yana da bir şikayetim olmadığını söyleyebilirim. Beni oldukça tatmin etti. Sadece sabit silah kullanacaksanız animasyonları bir süre sonra tekrara düşüyor fakat o da çok normal bir şey. Her şeye rağmen Phantom Blade Zero’nun kalitesini aşağı çeken bazı sorunlar var. Öncelikle oyunu PlayStation 5 Pro’da deneyimlediğimi söylemem gerekiyor. Yani burada belirteceğim bütün problemler tamamen kendi cihazımı kapsıyor ve siz oyunu oynarken birçoğu giderilmiş dahi olabilir. Phantom Blade Zero genel anlamda üst segment bir oyun ve stüdyonun projeleri değerlendirildiğinde olağanüstü cesur bir adım. Bu ölçekte bir projenin harika bir biçimde altından kalktıklarını düşünsem de oynanış esnasında deneyimimi baltalayan birçok sorun yaşadığımı söyleyebilirim. Görsel kararlılık konusunda iyileşmesi gerekiyor. Birçok modelleme kaplaması geç yükleniyor veya yüklenmiyor. Bu da PlayStation 5 Pro’da kimi zaman tatmin edici olmayan bir görüntü kalitesi yansıtıyor. Aslında oyunun sanat tasarımı fazlasıyla başarılı olsa da optimizasyon konusunda gelişmesi gerekiyor çünkü PlayStation 5 Pro için sunulan Performans, Dengeli ve Grafik modlarından sadece Performans’ın kullanılabilir olduğunu söyleyebilirim. Dengelide dahi kare hızı çok ciddi bir biçimde düşüyor ve böylesine hızlı tempolu bir oyun için çekilmez bir hâl alıyor. Grafik modunda ise ekran adeta yırtılıyor ki bu modda deneyimlemenin hiç iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Performans ise sunduğu stabil 60 fps deneyim ile en oynanabilir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bunlara ek olarak ben oyunun ses tarafında da ciddi problemler yaşadığını ve bunun oyunu çok aşağı çektiğini düşünüyorum. Oynanış deneyimim esnasında sinirimi en çok bozan nokta kesinlikle ama kesinlikle oyundaki ses dengesinin ayarlanışıydı . Hem ses efektleri hem de müzikler konusunda ortalama bir iş çıkarsa da bu ses dengesi çok kötü ayarlandığı için sinematiklerin çoğunda karakterleri dahi duyamadığım oluyordu. Oyunun ayarlarından müzik gibi unsurları aşırı kıssam da hem kulaklık hem de hoparlörde aynı sorunları yaşamaya devam ettim. Ayrıca oyunu kesinlikle Çince seslendirmeyle oynamanızı tavsiye ederim çünkü İngilizce sesi de pek başarılı bulamadım. Orijinal olarak da Çince seslendirme ile tasarlanmış zaten. Son sözler S-GAME’in imzasını taşıyan Phantom Blade Zero, stüdyonun gelecek potansiyelini bizlere gösteren oyun olmakla birlikte fevkalade oynanışı, ilgi çekici dünyası ve sunduğu çeşitlilikle bütün beklentilerimi fazlasıyla karşılayan bir yapımdı . Oynanış deneyimini baltalayan ufak tefek eksikliklerinin giderildiği takdirde harika bir deneyim sizleri bekliyor. Phantom Blade Zero İnceleme yazısı ilk önce Atarita – Türkiye’nin Oyun Medyası üzerinde ortaya çıktı.
Sonuç ve Değerlendirme
Hesabınızı güvenle büyütmek, düşmeyen ve telafi garantili paketlerle profil otoritenizi güçlendirmek için Ucuz Takipçi Satın Al avantajlarından yararlanabilirsiniz. Şifresiz işlem prensibimiz ve 7/24 canlı destek ekibimizle her zaman yanınızdayız.